BAYRAK VE BAYRAKÇILIK

Her ülkenin bağımsızlığını temsil eden bayrak o ulustaki her bir fert için büyük öneme sahiptir. Özellikle ulusal bayramlarda, seçimlerde herkesin elinden indirmediği göklerde dalgalandırdığı bayrak gurur vericidir. Hem ülkenizin tarihini hem de resmiyetini temsil eden bayrak her ülke için farklı farklı şekillerdedir ve o şekiller özeldir. Aynı zamanda ülke bayrakları dışında taraftar bayrakları da mevcuttur. Taraftar bayrakları özellikle milli maç taraftarları tarafından büyük talep görürler.

Peki biz ulusal bayramlar olsun, milli maçlar olsun bu günlerde bayrakları nereden temin edebiliriz? diyorsanız bu işle uğraşan şirketler mevcuttur. Sizin istediğiniz ölçülerde istediğiniz bayrağı bayrakçı mesleği ile ilgilenenler size en iyi şekilde hazırlayarak temin edeceklerdir. Sizin sadece bir bez parçasının üzerine logo veye semboller eklendiğini düşündüğünüz bayrak aslında bir çok yoldan geçer. Öncelikle tecrübeli çalışanlar tarafından incelenir üzerinde oranlar olan bayraklar vardır örneğin Türk bayrağında ki altın oran incelenmezse istediğimiz sonucu elde edemeyiz. Bu sadece Türk bayrağı için geçerli değildir. Oran incelemesi yapılmadığı takdirde istenilen sonuca ulaşılamaz. İncelemen sonra en önemlisi de bayrağın kumaşının kalitesidir en kaliteli kumaşlar üzerine işlenecek bayrağın grafiği hazırlanır. Kumaş istediğiniz ölçüler de kesilir ve saptanan ölçüler ile imalata geçilir. Aynı zamanda toptan bayrak siparişleri sizin için daha ekonomik olacak şekilde ücretlendirilir. Eşsiz kalitesine göre en ekonomik fiyatla size sunulmaktadır.

KOLEJ KIYAFETLERİ SEÇİMİ

Her okulun kendine has simgesi olarak karşımıza çıkan kolej kıyafetleri, ihtiyaçlar doğrultusunda istenilen şekillerde tasarımı yapılarak okulların beğenisine sunulmaktadır. Günümüzde çok fazla okul seçeneği bulunuyor ve tüm okulların birbirinden ayrılma ve farklılaşma eğilimi içindedirler. Her alanda özgünlük gösterip kendisini en iyi ifade etme çabasında olan okullar bu eğilimlerini okul kıyafeti seçerken de göstermektedir. Kendi simgelerini yansıtacak, çocukların rahat edebilecekleri kesimlerde ve kullanışlı olmalarıyla birlikte özgüm olmalarını ön planda tutmaktadırlar okullar kıyafet seçimi yaparken.

Hazır giyime olan ilgi artması ile birlikte çocukların ihtiyaçları en ön planda tutularak farklı ve yeni tarz kolej kıyafetleri seçenekleri fazlası ile mevcut günümüzde. Firmalar bu tüm yeni koleksiyonları çizim şeklinde okullara sunmaktadır. Daha sonra çizimlerden beğenilen örneklere okulun da istekleri doğrultusunda eklemeler yapılarak örnek ürünler oluşturulup okulların onayına sunulmaktadır. Okullar kendi duruşlarını simgelerini okul kıyafetlerine yansıtacak tasarımları seçerek kendilerini daha iyi yansıtacak eklemeleri yapmaktadırlar.

Okulunuzu temsil edecek olan kolej kıyafetleri sadece okul formalarından ibaret değildir. Her mevsim ve her döneme göre öğrencilerin ihtiyaçları doğrultusunda okul kıyafetleri bulunmaktadır. Yaz dönemi çocukların rahatlığı için uygun tişörtler tercih edilmelidir. Beden eğitimi dersi için okulunuzu yansıtacak rahatlıktan ödün vermeyecek ve dersin işlenmesine engel olmayacak tarz da spor kıyafetleri seçimi yapılmalıdır. Hava şartlarına bağlı olarak öğrencilerin sweat shirt seçenekleri de olmalıdır.

POLONYA’DA SUNULAN EĞİTİM KALİTESİ

Avrupa’nın önemli genç nüfusa sahip ülkelerinden biri olan Polonya, sunduğu kaliteli eğitim anlayışı ile adından söz ettirmektedir. Bu sayede birçok farklı ülkeden öğrencinin okumak için geldiği şehirlerin başında gelmektedir. Polonyada Üniversite bölümleri genel anlamda İngilizce eğitim vermektedir. Her ne kadar resmi dil Lehçe olsa da İngilizcenin de önemli bir oranda ağırlığı olmaktadır. Polonya’da eğitim almak isteyen kişilerin öncelikle iyi bir araştırma yapmaları gerekmektedir.

Ülkenin ekonomisi, yaşantısı, eğitim durumu hakkında detaylı bilgiler edinilmesi çok daha sağlıklı olacaktır. Bu nedenle Polonya Eğitim Danışmanlığı hizmeti veren bir firma ile iletişimi geçilmesi çok daha sağlıklı olacaktır. Her türlü sorunun sorulmasının yanında detaylı bir şekilde bilgi alınması da mümkün olacaktır. Polonya’da üniversite okumak isteyen öğrenciler için sınav zorunluluğu ise yoktur. Türkiye’de yapılan sınavda herhangi bir başarının sağlanması beklenmemektedir. Lise mezunu olmak yeterli olacaktır. Polonya’da üniversite eğitimi 3 yıl sürmektedir. Ancak bazı mühendislik bölümlerinde bu süre 4 yıldır. Ayrıca bunların dışında kalan eczacılık ve diş hekimliği gibi bölümlerin okunması durumunda ise eğitim süresi 5 yıl olmaktadır. Tıp fakültesi ise 6 yılda bitmektedir. Polonya’da alınan eğitimin her türlü avantajı bulunmaktadır. Son derece kaliteli, disiplinli ve çağdaş bir eğitim sistemi bulunmaktadır.

Derslerde aktif öğrenci anlayışı geçerli olmaktadır. Bu nedenle birçok derste ödev ve sunum şeklinde çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca dersler dışında birçok etkinlikte olabilmektedir. Kişinin kendisini geliştirmesine son derece uygun olan şartlar bulunmaktadır. Polonya Üniversiteleri YÖK tarafından tanınmaktadır. Bu nedenle birçoğunda denklik sorunu bulunmamaktadır. Bunun yanında mezun olunduktan sonra da iş imkânı oldukça fazladır. İstenmesi halinde Türkiye’ye geri dönülebilir olmasına rağmen birçok kişinin çok daha iyi şartlarda olan iş imkânları için farklı ülkeleri tercih ettiği de bilinmektedir.

POLONYA’DA EĞİTİM OLANAKLARI

Avrupa’nın soğuk iklim bölgesinde yer alan ülkelerden bir tanesi olan Polonya, sahip olduğu bütçenin önemli bir kısmını eğitim için kullanmaktadır. Bu politika sayesinde son yıllarda önemli bir eğitim kalitesine ulaşmayı da başarmıştır. Son derece modern bir eğitim anlayışına sahip çok sayıda üniversiteyi barındıran Polonya, birçok farklı coğrafyadan kişilerin gelmesine de olanak sağlamıştır. Kolaylaştırıcı bir tutum sergilemesinden dolayı eğitim turizmi açısından da oldukça önemli bir gelirin sahibi olmuştur. Polonyada Üniversite bölümleri sahip oldukları eğitim kalitesine göre farklılık göstermektedir. Bazı üniversiteler bir bölümde çok iyi bir eğitim sunarken başka bölümler için aynı durum söz konusu olmamaktadır. Bu nedenle Polonya’da eğitim almak isteyen kişi ve ailelerin önemli bir tercih yapacakları bilinmelidir.

Öncelikle iyi bir üniversite eğitimi almak için dikkatli olunması şarttır. Polonya Eğitim Danışmanlığı hizmeti sunan firmalar ile temasa geçilmesi yararlı olacaktır. Akılda olan soruların detaylı bir şekilde sorulması mümkün olacaktır. Çok daha sağlıklı ve doğru bir şekilde bilgi edinilecektir. Polonya’da üniversite okumak için alınan Schengen vizesi de birçok açıdan fayda sağlamaktadır.

Resmi dilin Lehçe olmasına karşın İngilizce eğitim veren bölüm sayısı da oldukça fazladır. Bu nedenle eğitim alınması çok daha kolay bir hal almaktadır. İngilizce bilmeyen kişilerin bir yıl hazırlık okumaları şarttır. Ayrıca öğrenci merkezli olan dersler de diğer ülkelerde verilen eğitime kıyasla çok daha zordur. Bunun yanında kaliteli ve çağdaş bir eğitim anlayışı ile son derece donanımlı bir şekilde mezun olunması ihtimali de oldukça yüksektir. Polonya Üniversiteleri tarafından verilen diplomanın birçok ülkede geçerli olduğu da bilinmelidir. Bu sayede sadece yurtiçinde değil, birçok yerde iş imkânı doğacaktır. Eğitimin yüksek puanla bitirilmesi durumunda ise mezun olunmadan da iş teklifleri yapılmaktadır.

Eğitimde Zirve İçin Polonya Üniversiteleri

Eğitimde Zirve İçin Polonya Üniversiteleri

Eğitim ve öğretim hayatımızda iyi bir yere gelebilmemiz noktasında en önemli kriterlerden biridir. İyi eğitim almış birinin kariyerinde yükselme ve üst noktaları gelmesi daha kolay olacaktır. Eğitim alanında Polonyada eğitim bizim alışık olmadığımız eğitim sistemi ile öğrencilere eğitim- öğretim hayatlarında yardımcı olacak şekilde düzenlenmiştir. Dünyada sayılı başarılı üniversitelerinin yer aldığı ülkede kişi için en üst noktada avantajlar sağlanmıştır. Burada yüksel okul tahsili yapan kişilerin hem Türkiye’de hem de dünya ülkelerinde iş bulma imkanı oldukça yüksektir. Bu amaçla eğitim kurumlarında gözle görülür derecede fark yaşanmaktadır.

Polonya’da Üniversite Okumanın Avantajları

Ülkemizdeki eğitim sisteminin aksine Polonya’da üniversite okumak oldukça kolaydır. Polonya üniversitelerinde hangi alanda olursa olsun okumak istiyorsanız sadece lise diplomanız olması yeterlidir. Üniversite sınavına girmeniz ayrıca gerekmemektedir. İster meslek lisesi çıkışlı olun isterseniz düz lise hangi bölümden mezun olursanız olun istediğiniz bölümü seçerek sevdiğiniz dalı okuma ayrıcalığını yaşayabilirsiniz. Üstelik Türkiye geldiğinde denkliği de sağlandığı için burada da çalışma imkanını elde edebilirsiniz.

Polonya’da Üniversite Fiyatları

Polonya’da okumaya karar veren kişinin ilk aklına gelen ücretlerin nasıl olduğu ve ülkenin yaşam koşullarıdır. Diğer ülkelere nazaran Polonyada üniversite fiyatları makul civardadır. Yaşam koşulları açısından ülkede konaklama, gıda masrafı, yol masrafı gibi şeyler oldukça uygundur. Ülkenin herhangi bir yerine ve ya başka şehirlerine yolculukta ucuz bilet imkanıyla yolculuğunuzu hesaplı yapma imkanınız da ayrıca vardır. Böylece ülkede okurken aynı zamanda öğrencilik dönemlerinizde farklı yerleri gezip görme becerisini de elde etmiş olacaksınız. Bu da size hayatınızda önemli bir ayrıcalık tanıyacaktır. Bu durum aynı zamanda sizi diğer öğrencilerden ayrıcalıklı bir konuma sokarak hayatınıza önemli bir katkı da sağlayabilecektir.

Dil öğrenmeye kaç yaşında başlanılmalı?

Prof. Dr. Sinan Canan, “Özellikle 7 yaşına kadar kişi kaç dil öğrenirse onları ana dili gibi kullanabiliyor. 7-10 yaşından sonra ise yeni dili beyin tercüme usulüyle öğreniyor ve ancak 3-4 sene kullanırsa akıcılık kazanıyor” dedi.

Dil konuşarak ve dinleyerek öğrenilir

Toplum olarak yabancı dili algılayışımızda ciddi bir sıkıntı olduğunu da belirten Prof. Dr. Sinan Canan, dil öğrenmek için büyük bir istek duyulması ve çaba harcanması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’de dil eğitiminin sınavlara yönelik olduğunu ve bu nedenle çoğunluğun o dili konuşamadığını kaydeden Prof. Dr. Sinan Canan, yabancı dili öğrenmenin en etkili yolunun konuşmak ve dinlemek olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Dil öğrenmek için öncelikle o dili kullanmaya ihtiyaç duymamız lazım. Bu koşulların sağlanması lazım ki biz ancak o şekilde öğrenelim. Çok ciddi bir duygusal istek yaratmamız lazım. İnsanımız ezberinden birtakım cümleler arayıp İngilizce bildiğini ispat etmeye çalışıyor. Oysa biz dili böyle kullanmıyoruz. Bir sunum yaparken nasıl gerekli kelimeleri arka arkaya dizerek bir Meram anlatmaya çalışıyoruz, yabancı dil konuşurken de aslında bunu yapıyoruz. Bunun için de kafanızın içerisinde üretebileceğiniz kadar üretken bir dile ihtiyacınız var. Dolayısıyla dil eğitimi aslında iletişimle konuşarak ve dinleyerek yapılması gereken bir eğitim biçimi. Okulun dışında İngilizce öğrenmiş kişilerden bir tanesiyim. Kendi hayatımda meraklı olduğum için, gerekli olduğu için bir şekilde dili dışarda öğrendim. Kendi İngilizce derslerimde hep yüksek not aldığım için İngilizce hocalarım beni çalışkan sanırlardı oysa biz dili dışarıdan öğrenerek o sınavları verebiliyorduk. Dili dışardan öğrenenler de benzer yöntemleri kullanıyorlar, örneğin yabancı arkadaş edinen kişiler o dili öğreniyorlar.”

Önce konuşmayı sonra grameri öğretmek lazım

Yabancı dil öğrenmede sistemin ve ailelerin yapacakları şeylerin farklı olduğunu belirten Canan, “Yabancı dil eğitim sistemini ciddi bir şekilde elden geçirmemiz lazım. Bunu bazı güzel örnekleri bazı okulların hazırlık sınıfında uygulanmaya çalışılıyor. Dili bol miktarda konuşarak pratik üzerinden öğretme ve belli bir aşama geçirdikten sonra yani insanlar sözlü iletişim kurmayı becerebildikten sonra gerekirse yazılı gramer kurallarının öğretildiği sistemler var. Bunlar gerçekten işe yarayan sistemler ve insanlar sadece bir sınavı geçmek için değil, hayatlarını yeni bir dilin eşliğinde idame ettirmek için bu dili öğrenebiliyorlar ve hayatlarında kullanabiliyorlar” diye konuştu.

Evde antrenman yapılmalı

Ailelerin ve eğitimcilerin özellikle gençlere yabancı dilin sınav için öğrenilen bir şey olmadığını, günümüzde vazgeçilmez bir beceri olduğunu kavratmaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Sinan Canan, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Eğer biz bunu yapamazsak ne kadar iyi bir sistem koyarsak koyalım bu çocuklarımız dil öğrenemeyecek. Dil öğrenebilenler dil konuşabilenler bunu bir şekilde isteyenler oluyor. Gerçekten istekli olanlar okuldaki sistemin olumsuzluklarına rağmen bunu gayet rahat öğrenebiliyorlar. Benim ailelere tavsiyem yabancı dil öğrenilene kadar evde en önemli antrenman hususlarından bir tanesine dönüştürülsün. Bilmeyen anne babalar da öğrenmeye çalışsınlar, bu arada çocuklarına da motivasyon versinler çünkü özellikle genç yaşlarda otomatik olarak dil öğrenebilen bir sisteme sahibiz.”

Konuşma merkezinde sorun yoksa birkaç dil öğrenilebilir

Herkesin farklı ama belli bir öğrenme hızı olduğunu belirten Prof. Dr. Sinan Canan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Eğer bir ana dil konuşabiliyorsanız yani konuşma merkezlerinizde bir sorun yoksa gayet rahat yeni bir dil öğrenebilirsiniz hatta istediğiniz birkaç dili bile öğrenebilirsiniz. Bu konuda hiçbir sorun yok. Beynimizin duygusal bir yazılımı var, biz duygusal olarak bir şeye önem göstermediğimizde beynimiz onunla ilgilenmez, zihnimiz onunla uğraşmaz, odaklanmaz ve onunla ilgili bilgileri kaydetmez. Dolayısıyla biz yabancı dilin önemli bir şey olduğunu gerçekten biliyorsak, bunu içselleştirmişsek öğrenebiliriz. bugün İngilizce öğrenmek için sınırsız kaynak var. İnternet önemli fırsatlar sunuyor. Yurt dışından edinebildiğiniz yabancı arkadaşla sınırsız konuşabilme imkânınız var. Sadece ve sadece bunu yapmak gerekiyor. ‘Bu benim önemli bir eksikliğim’ bilinci oluştuktan sonra tek iş makul düzeyde zaman ayırmaya bakıyor. İngilizce konferans ya da film izleyen çoğu insan o dili rahat konuşamadığından şikâyet ediyor çünkü ağzımızla tekrar etmediğimiz bir şeyi beynimiz çok da kolay öğrenemiyor. Dolayısıyla biraz da konuşma pratiği bu işin içine girdiği zaman günlük hayatımızda işlerimizi rahatlıkla görebilecek temel İngilizce’yi öğrendiğimiz gibi, birçok sınavda da başarı elde etmemizi sağlayacak alt yapıyı kurmuş olacağız.”

Eğlenceli bir aktiviteye dönüştürülmeli

Milli Eğitim Bakanlığı’nın erken dönemde yabancı dil eğitimi konusundaki çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Sinan Canan, “Bakanlığın bu konudaki farkındalığını çok önemli buluyorum. Tabii ki mucize bir çözüm hemen bulunabilecek bir şey değil ama bunun farkında olmamız gelecek için çok ümit verici. Yabancı dil öğrenmek artık ekstra ya da lüks bir beceri değil, ‘olmazsa olmaz’. Ben öğrencilerimize mümkünse ikinci bir yabancı dil öğrenmelerini yani üç dilli bir insan olmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü bu rekabet dünyasında, bu hızlı bilgi dünyasında özellikle bilim dilinin bugün İngilizce olduğunu düşünürsek yaygın konuşulduğunu düşünürsek insan hayatında çok büyük bir eksiklik. Önemli bir potansiyelimizi kullanmamızın da önünde büyük bir engel. Bence bu konuda ciddi çalışan birçok insan var, akademisyenler olsun, bu işin eğitimini verenler olsun onların toplandığı sık sık yapılacak çalıştaylar ve fikir alışverişleri ile hızlı bir şekilde güzel bir sistem oturtabiliriz. İlkokuldan itibaren elimizde müthiş bir fırsat var. Gereksiz pek çok şeyle vakit harcayabiliyoruz. Yabancı dili eğlenceli, çocukların katılarak ve öğrenmek isteyebilecekleri bir aktiviteye dönüştürecek birkaç sihirli formülü kullanarak çok rahat gerçekleştirebiliriz” dedi.